İnsan Neyle Yaşar, herkesin lise döneminde mutlaka okuduğu kitaplardan biridir. Keza ben de o dönemde okumuştum. Fakat yıllar geçtikçe anlıyorum ki, bu metin yalnızca bir kez okunup rafa kaldırılmamalı. Hayatın farklı dönemlerinde ona yeniden dönmek, üzerine düşünmekte fayda var. Çünkü Lev Tolstoy burada insanoğlunun zaaflarını, korkularını ve bencilliklerini, tüm çıplaklığıyla yansıtıyor. Bu kitabı okumak aynaya bakmak gibi… Metnin dünyasında hissedilen manevi atmosfer oldukça güçlü. Ancak bu manevi taraf asla baskıcı değil. Daha çok insanın kalbine sessizce dokunan bir sorgulama gibi ilerliyor…

Kitap birden fazla öyküden oluşuyor ancak ben özellikle ona adını veren İnsan Ne ile Yaşar hikayesinden bahsetmek istiyorum. Hikayede Tanrı tarafından yeni doğum yapmış bir kadının ruhunu almakla görevlendirilen bir melek, kadının çaresizliğine ve çocuklarının durumuna merhamet ederek görevini yerine getiremez. Bunun üzerine Tanrı meleği yeryüzüne gönderir ve ona üç sorunun cevabını öğrenmeden geri dönemeyeceğini söyler:
- İnsanın içinde ne vardır?
- İnsana ne verilmemiştir?
- İnsan ne ile yaşar?
Melek, insanlar arasında yaşayarak bu soruların cevaplarını öğrenir. İnsanların yalnızca kendi planlarıyla değil, birbirlerine duydukları sevgi ve merhametle ayakta kaldığını kavrar. Tanrı’nın insanlara olan sevgisini ve şefkatini anladığında ise yeniden Tanrı’nın huzuruna döner.
Esasında içinde bir çok hikaye bulunan kitapları sevmem ama tabi Tolstoy farkı diyelim… Şu alıntı ile bitsin: “Kendi kendime şöyle düşündüm; adam bir yıllık hazırlık yapıyor, oysa gün batmadan öleceğini bilmiyor.”







Bir Cevap Yazın