Fareler ve İnsanlar, okura önce umut veren, bu umudu sayfalar boyunca dikkatlice koruyan ve ardından insan doğasının acımasız gerçekliğiyle onu paramparça eden kitaplardan biri…
Hikâye, Kaliforniya’da çiftlik işçisi olarak çalışan ve bir işten diğerine sürüklenen iki yalnız adamı takip ediyor: George ve Lennie. Lennie fiziksel olarak güçlü ama zihinsel olarak kırılgan biri. Dünyayı çocukça bir saflıkla algılıyor ve yumuşak şeylere dokunmaya karşı engel olamadığı bir takıntısı var. Bu masum görünen dürtü ise çoğu zaman felaketlere yol açıyor. George ise ona rehberlik eden, onu koruyan ve aynı zamanda ona tutunarak kendi yalnızlığını bastırmaya çalışan biri.
İkisini ayakta tutan şey ise ortak hayalleri: Bir gün kendilerine ait küçük bir çiftlik satın almak ve özgür bir hayat kurmak. Özellikle Lennie’nin tavşan yetiştirme hayali, roman boyunca umudun sembolü hâline geliyor. Steinbeck bu hayali öyle sıcak ve inandırıcı anlatıyor ki okur da bir noktada gerçekten gerçekleşeceğine inanmak istiyor…
Yeni geldikleri çiftlikte tanıştıkları insanlar, dönemin yalnızlığını ve umutsuzluğunu farklı biçimlerde temsil ediyor. Eserde olayların kırılma noktası ise, Curley’nin karısıyla yaşanan trajedi oluyor. O andan itibaren romanın tonu tamamen değişiyor ve Steinbeck okuru kaçınılmaz sona doğru hızla sürüklüyor.
Steinbeck’in anlatımı her zamanki gibi son derece güçlü ve sinematik. Roman diyaloglarla ve aksiyonla ilerliyor; sahneler hızlı, yoğun ve canlı hissettiriyor. Hatta eser neredeyse bir tiyatro oyunu gibi kurgulanmış. Belki de bu yüzden çok sayıda sahne ve sinemaya uyarlanması bulunuyor.
Eserde esas can alıcı nokta, George’un aslında özgür olma şansı varken Lennie’yi geride bırakmamasıdır. Çünkü George, Lennie’ye yalnızca bakmak zorunda olduğu biri gibi davranmaz; onu kendi yalnızlığının, vicdanının ve insan kalabilme çabasının bir parçası olarak görür. Steinbeck burada insanın en temel ihtiyacının özgürlükten çok ait hissetmek olduğunu gösterir. George için Lennie bazen bir yük, bazen bir sorumluluk olsa da aynı zamanda dünyadaki tek gerçek bağıdır.
Fareler ve İnsanlar, kısa olmasına rağmen etkisi uzun süre geçmeyen romanlardan biri. Bitirdiğinizde içinizde sessiz bir boşluk bırakıyor. Ve belki de gerçek klasiklerin ortak özelliği tam olarak budur.







Yorum bırakın