Evet, yıllardır “Tatar Çölü’nü mutlaka okumalısın” cümlesini duyup durduğum halde ertelediğim için artık kendimi affedebilirim sanırım. Nihayet Dino Buzzati ile tanışmış oldum. Bazı yazarlarla geç karşılaşmanın insanda yarattığı hafif bir pişmanlık oluyor. Sanki yıllardır aynı şehirde yaşayıp da hiç uğramadığınız bir sokağı keşfetmek gibi. O sokak hep oradaymış ama siz hazır değilmişsiniz…

Romanın en çarpıcı tarafı atmosferi. Bastiani Kalesi insanın zihnine yerleşen, sessizliğiyle bile baskı kuran bir duygu hali. Kitabı okurken dış dünyadan kopuyorsunuz. Günler birbirine karışıyor, zaman yavaşlıyor, umut neredeyse görünmez bir sis gibi her şeyin üstüne çöküyor. Giovanni Drogo’nun o kaleye ilk gelişindeki huzursuzluğu okurken hissediyorsunuz. Daha garibi, bir süre sonra siz de oradan ayrılmak istemiyorsunuz. Çünkü insan bazen sıkıştığı yerlere alışıyor. Hatta o sıkışmışlıkta tuhaf bir güven buluyor.

Buzzati, beklemek fikrinin bir hayat biçimine dönüşümesini okura güçlü şekilde veriyor. Drogo yıllarca büyük bir olayın yaşanmasını bekliyor. Onu özel kılacak, hayatına anlam verecek o anın gerçekleşmesi… Fakat çoğumuzun hayatı, zaten bu beklentilerle tükenip gitmiyor mu? Sürekli bir şeylerin başlamasını bekliyoruz. Daha iyi günlerin, doğru zamanın, büyük aşkın, başarının, değişimin gelmesini bekliyoruz… Ve bu sırada zaman sessizce bizden bir şeyler alıp götürüyor.

İnsan bazen hayatını yaşamak yerine, yaşayacağı hayatın provasını yapıyor. Gerçek başlangıcın birazdan geleceğine inanarak yıllar geçiriyoruz. Oysa belki de beklediğimiz şey hiçbir zaman gelmeyecek. Ya da geldiğinde, artık onu karşılayacak kişi olmayacağız.

Romanın diliyse inanılmaz derecede sade ama o sadeliğin altında tarifsiz bir ağırlık var. Gösterişli cümlelere ihtiyaç duymadan insanın içine işleyen bir anlatım kurmuş Buzzati. Özellikle bunun bir ilk roman olduğunu düşününce insan gerçekten afallıyor. Bazı yazarlar yazmayı öğrenmiş gibi değil de, sanki dünyaya zaten kendi sesini bulmuş olarak gelmiş gibi.

Kısacası bu kitap yalnızlık, zaman, umut ve tükeniş üzerine kurulmuş sessiz bir ağıt. Bitirdiğinizde büyük olaylar olmuyor belki ama içinizde bir şey yer değiştiriyor…

Bir Cevap Yazın