“Ateşten Gömlek taşıyanlar sıcağın ısıttığı kadar yaktığını da bilirler.”

Ortaokulda tarih öğretmenimin, Milli Mücadele yıllarını anlamak için Halide Edip Adıvar okumak gerektiğini söylemesi üzerine yazarın külliyatını baştan sona okumuş ve kendisinin büyük bir hayranı olmuştum. Aradan az buz zaman geçmemiş hakikaten. Yıllar sonra, Taha Akyol’un Milli Mücadele belgeselini izlerken yeniden canım Halide Edip Adıvar okumak istedi. Ben de Ateşten Gömlek ile işe koyuldum.

Ateşten Gömlek, malumunuz Milli Mücadele yıllarını anlatıyor. İzmir’in işgaliyle başlayan hikayede Ayşe, Peyami ve İhsan’ın hayatları üzerinden Milli Mücadele’nin insanlarda yarattığı dönüşüme tanık oluyoruz. Esasında bu dönüşüm daha çok, başlangıçta silik ve pasif bir Hariciye memuru olan Peyami’nin, ateşten gömleği giymesi üzerinden işleniyor

Roman Peyami’nin hastanedeki hatıra defterinden anlatılıyor. Okur yaşananları, ölecekleri bilinen karakterlerin anıları üzerinden takip ediyor. Bu anlatım biçimi, Gabriel García Márquez’in Kırmızı Pazartesi romanını hatırlatsa da Ateşten Gömlek’te savaşın bizzat yaşanmış olmasının verdiği samimiyet ve gerçeklik duygusu çok daha baskın. Yazarın Milli Mücadele’nin içinde bulunmuş olması, hikayeyi insani bir deneyime dönüştürüyor.

Savaşın ortasında bile olsalar insanların kişisel arzuları sona ermiyor şüphesiz. Ayşe, Peyami ve İhsan arasındaki aşk üçgeni gerilimi arttırsa da, onları bir araya getiren ortak amaç kurtuluş oluyor. Özellikle Peyami’nin iki bacağını kaybetmesinden çok, arkadaşlarıyla aynı mücadeleyi verdiğini onlara kanıtlayamadan ölmüş olmalarına üzülmesi, romanın fedakarlık ve aidiyet duygusunu ne kadar güçlü işlediğini gösteriyor.

Açıkçası Halide Edip Adıvar’ın eserlerini kapsamlı biçimde okumuş insanlarla karşılaşmak oldukça zor ve bu durum gerçekten üzücü. Ben Halide Edip’in eserlerinden seçilecek metinlerin ortaokul ve lise eğitiminde daha görünür ve sistematik biçimde okutulması gerektiğini düşünüyorum.  Bugün genç kuşaklarda tarihsel hafıza, toplumsal aidiyet ve ortak kültürel değerlerle bağ kurma konusunda çeşitli sorunlar yaşandığı malumunuz. Halide Edip’in eserleri ise bu meseleleri doğrudan tartışmaya imkan veren güçlü metinler sunuyor. Bu yüzden Adıvar okumayı yalnızca bir edebi tercih olarak değil, gençlerin geçmişleriyle ve toplumlarıyla daha bilinçli bir ilişki kurabilmeleri açısından önemli bir eğitim imkanı.

Arz ederim.

Yorum bırakın

Hoş geldiniz!

Ben Tuğçe Palta. Bu sitede hedefim evimdeki fiziksel kütüphanemde bulunan tüm kitapların inceleme yazısını hazırlayabilmek. Kütüphanemi hızla buraya aktardığımı söyleyebilirim. Aslında kendi okurluk tarihimin dökümü olsun diye başladım bu işe, ama sonra herkesin erişebileceği hale getirmenin faydalı olacağına karar verdim. Geldiğiniz ve hevesimi, heyecanımı paylaştığınız için teşekkürler!

Bağlantıda kalalım