Turgenyev’in Babalar ve Oğullar’ı, okurunu 19. yüzyıl Rusya’sına götürüyor. Yazar dönemin Rus toplumundaki toplumsal dönüşümleri ve kuşaklar arasındaki çatışmaları görünür kılarken, Bazarov gibi son derece karmaşık bir karakter üzerinden nihilizmi de tartışmaya açıyor. Tabii bahsedilen nihilizm kavramsal olarak şimdi anladığımızdan oldukça farklı muhakkak.

Bilime ve akla tutkuyla bağlı olan, geleneksel değerleri, otoriteyi ve yerleşik kabulleri küçümseyen, kendinden son derece emin genç nihilist Bazarov, edebiyat tarihinin unutulmaz karakterlerinden biri. Turgenyev, Bazarov’un nihilizmini yalnızca teorik bir düşünce olarak bırakmıyor; onu aşk ve ölüm ile yüzleştiriyor. Bazarov’un etrafında ki kibir katmanını aşk ve ölüm ile kazıyınca, hayat karşısında sandığı kadar güçlü olmayan o zavallı insan ortaya çıkıveriyor. Savunduğu düşünceler ile yaşadığı deneyimler arasındaki bu çatışma, romanın temel meselelerinden birini oluşturuyor.

Turgenyev, romanını (1859) Rusya’da serfliğin kaldırılmasından (1861) hemen önceye konumlandırıyor. Bu tarihsel arka plan, romandaki kuşaklar arası ve ideolojik çatışmayı anlamak açısından büyük önem taşıyor. Karakterlerin benimsediği farklı değerler, dönemin Rusya’sında eski düzen ile ortaya çıkmakta olan yeni düşünceler arasındaki gerilimi yansıtıyor. Turgenyev, aile içindeki çatışmalar üzerinden yalnızca kuşaklar arasındaki farklılıkları değil, aynı zamanda Rus toplumunun değişen siyasi ve sosyal yapısını da görünür kılıyor.

İnsanları, duyguları ve gelenekleri küçümseyen, her şeyi aklın ve bilimin sınırları içerisinde açıklamaya çalışan Bazarov, kendi duygularının karşısında aynı soğukkanlılığı koruyamıyor. Aşk, onun bütün teorilerinin ve kendisi hakkında kurduğu imgenin karşısına dikiliveriyor. Sonunda ise ölüm, Bazarov’un bütün kibrini, iddialarını ve kendine duyduğu güveni alaşa ediyor. Hayatın kibirli insanları acımasızca yerle bir ettiğini, ölümün karşısında bütün insanların ne kadar savunmasız olduğunu bilmek ve anlamak zorundayız. Çünkü insanın yalnızca yaşadıklarından ders çıkarması yetmiyor. Çıkardığı dersleri unutmaması için benzer senaryoları başkalarının hikayelerinde görmesi ve hatırlaması da gerekiyor. Zaten edebiyatın olayı da bu değil midir?

Yorum bırakın

Hoş geldiniz!

Ben Tuğçe Palta. Bu sitede hedefim evimdeki fiziksel kütüphanemde bulunan tüm kitapların inceleme yazısını hazırlayabilmek. Kütüphanemi hızla buraya aktardığımı söyleyebilirim. Aslında kendi okurluk tarihimin dökümü olsun diye başladım bu işe, ama sonra herkesin erişebileceği hale getirmenin faydalı olacağına karar verdim. Geldiğiniz ve hevesimi, heyecanımı paylaştığınız için teşekkürler!

Bağlantıda kalalım