Güntekin maceram sürüyor. Yazarın ve Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri olan Yaprak Dökümü’ne geldi sıra. Ne iyi oldu! Daha evvel birkaç kez okuduğum için bu kez hızlıca gözden geçirmem yetti diyebilirim. Metni her okuyuşumda oldukça keyif alıyorum. İnanılmaz sürükleyici bir roman.
Ne yazsam söylenmiş olacak; zaten dizi sayesinde Yaprak Dökümü inanılmaz popüler bir roman haline geldi. Ben de pek çok kişiyle aynı fikirdeyim açıkçası: Ali Rıza Bey’de sınanmamışlığın kibri vardı. Birde inanılmaz derecede, izzet-i nefis zannettiği kendini beğenmişlik illetinden muzdaripti. Kendi doğrularına ve ahlaki ölçülerine o kadar sıkı sarılmıştı ki, hayatın değişen şartları karşısında bu değerleri yeniden sorgulamaya neredeyse hiç yanaşmıyordu.
Tek kelime ile özetlemek gerekirse 1930 yılında yayımlanan roman, değişen toplum yapısı karşısında geleneksel değerlerine bağlı bir ailenin yaşadığı çözülmeyi konu ediniyor. Aslında bakarsanız toplumsal değişme dediğimiz şey hiçbir zaman sona ermedi. Toplum sürekli değişiyor ve değişmeye de devam edecek. Bu konuda Sümerli Ludingirra’yı özellikle okumanızı tavsiye ederim. Sümer tabletlerinden uyarlanmış bu metin, tabletlerin birebir tercümesi olmasa da o devirde insanların toplumsal değişimden nasıl şikayetçi olduklarını göstermesi bakımından oldukça ilginç. Binlerce yıl önce yaşayan insanların “bizim zamanımızda böyle değildi” diye hayıflanması, bugün yaşadığımız değişim karşısında duyduğumuz huzursuzluğun aslında hiç de yeni olmadığını gösteriyor.
Yaprak Dökümü’nü bugün hala bu kadar okunur ve etkileyici kılan şey de tam olarak burada yatıyor. Toplum değişiyor, değerler dönüşüyor, hayatın şartları sürekli yeniden şekilleniyor. Bütün bunların karşısında yapılacak en kolay şey değişimden şikayet etmek. Asıl mesele ise değişen dünyanın içinde neyi koruyacağımıza karar vermek. İnsan, köklerinden kopmadan, savrulmadan ve başkalarının doğrularına kapılmadan kendi değerlerinin arkasında durabilmeli. Değişimin karşısında bir yaprak gibi savrulmak yerine, rüzgar ne kadar sert eserse essin kale gibi sağlam durabilmek asıl mesele.







Yorum bırakın