Allah’ım, ne kadar karanlık bir kitap. Her ne kadar Germinal, filizlenme, tomurcuklanma anlamına geliyor ve yeni başlangıçları temsil ediyor olsa da bu kitap buz gibi karanlık. Kitabın sonunda bir parça bile umut hissedemedim. Émile Zola’nın insanı ne kadar kasvetli yerlere götürebildiğini unutmadım sanıyordum. Unutmuşum, bal gibi yakalandım.
Karanlık dedim ama yanlış anlaşılmasın, elbette korku romanı falan değil. Fransa’daki maden işçilerinin çok ağır ve yoksul çalışma koşullarını anlatıyor. Étienne Lantier, madende çalışmaya başladıktan sonra işçilerin yaşadığı adaletsizlikleri görüp ve onları greve örgütlüyor. Grev başarısızlıkla sonuçlansa da işçilerin dayanışması ve özgürlük mücadelesi, gelecekteki toplumsal değişimin filizlerini temsil ediyor.
Zola, Rougon-Macquart Ailesi serisinin diğer eserlerinde de bolca işlediği kalıtım ve çevrenin insan üzerindeki etkisi temalarını Germinal’de, maden işçilerinin yoksulluk ve ağır çalışma koşulları içinde yaşaması ekseninde ele alıyor. Burada da insanların yalnızca kendi seçimleriyle değil, içinde bulundukları toplum ve koşullar tarafından da şekillendiğini görüyoruz.
Epeyce depresif ama çokça güçlü bir roman. Şu alıntı ile bitsin;
“İnsan yeryüzünde hak ve adaleti gerçekleştiremeyecekse, toptan yok olsun çok daha iyiydi!”






Yorum bırakın