Atları da Vururlar, zaten yaşadığımız hayatın yarış atlarınınkinden ne farkı var?
Metin, 1929 sonrasında Amerika’da, Büyük Buhran’ın ortasında umutsuzluk ve çaresizliğin tükettiği iki insanın hikayesini anlatıyor. Yeni tanışmış, oyuncu olmayı hayal eden genç bir kadın ile yönetmen olmayı düşleyen genç bir adam, birlikte bir dans maratonuna katılmaya karar veriyor. Tam 879 saat boyunca onlarca çift neredeyse aralıksız dans ediyor ve kalan son 20 çift arasına girmeyi başarıyorlar. Yarışmacılar yalnızca iki saatte bir on dakikalık mola verebiliyor. Ve hikayenin sonunda adam, kadını öldürüyor… Bunun bir spoiler olduğunu düşünmenizi istemem, çünkü roman daha ilk sayfalarda yaşanacakları açık açık söylüyor.
Ödül 1000 dolar. Ancak yarışmacıların çoğu için asıl amaç para değil, bir sonraki öğünde yemek yiyebilmek. Bu acımasız gösteriye kimi hayatta kalmak için, kimi bir yapımcı ya da yönetmen tarafından keşfedilme umuduyla, kimi de zengin bir eş bulma hayaliyle katılıyor. Bu kitaptan önce dans marotonları hakkında hiçbir fikrim yoktu ve beni gerçekten çok şaşırttı. Şimdi bize çok normal gelen bazı etkinlikler de eminim gelecekte ki okurlar tarafından dehşet içerisinde okunacak, örneğin güzellik yarışmaları…
Kitapta özellikle okyanus dalgalarının dans salonunun zeminine çarpması ve gün batımı tasvirleri çok güzel. Yazarın hayattaki basit şeylerin estetiğini romantize etmesine hayran kaldım. Metnin yapısını ve McCoy’un hikayeyi anlatmak için kullandığı zaman kiplerini de çok sevdim, fakat yer yer eserin biraz aceleye geldiğini hissettim. Robert Syverton ve Gloria Beatty’nin hikayesini daha uzun okumayı çok isterdim.
Eserin bir film uyarlaması da var, henüz izleme fırsatı bulamadım. Ayrıca yazarın telif hakları 2025 yılında sona erdiği için şu an piyasada birden fazla çevirisi bulunuyor. Ben Tersine Yayınları baskısını okudum. Kapak tasarımı müthiş olmuş. Fakat ne yazık ki baskıda dikkatimi çeken epey yazım hatası vardı, bunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Ezcümle metin küçücük hacmine rağmen kurşun gibi sert ve etkileyici. Horace McCoy ile bu roman sayesinde tanıştığım için çok mutluyum. Umarım diğer eserlerini de okuma fırsatım olur. Özellikle Kefenin Cebi Yok en çok merak ettiklerim arasında.







Yorum bırakın