İnce Memed Serisi-Yaşar Kemal

“Toros dağlarının etekleri ta Akdeniz’den başlar. Kıyıları döven ak köpüklerden sonra, doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdenizin üstünde daima top top ak bulutlar salınır. Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz killi topraklardır. Killi toprak, et gibidir. Bu kıyılar saatlarca içe kadar deniz kokar, tuz kokar. Tuz keskindir. Düz, kili sürülmüş topraklardan sonra Çukurova’nın bükleri başlar. Örülmüşçesine sık çalılar, kamışlar, böğürtlenler, yaban asmaları, sazlarla kaplı, koyu yeşil, ucu bucağı belirsiz alanlardır bunlar. Karanlık bir ormandan daha yabani, daha karanlık.”

Of!

Gerçekten de yazıya başka türlü başlayamıyorum. Çünkü İnce Memed hakkında ne söylesem eksik kalacakmış gibi hissediyorum. Bu seriyi her okuyuşumda aynı hayranlığa kapılıyorum. Her seferinde nefessiz bırakıyor beni. Yaşar Kemal bunu nasıl başarmış, nasıl bir edebiyat zekâsıyla bu dünyayı kurmuş, anlamakta zorlanıyorum.

Serinin ne kadar büyük ve kült bir eser olduğunu anlatacak doğru kelimeleri bulmak kolay değil. Yaşar Kemal, bizi bildiğimiz dünyadan bambaşka bir evrene davet ediyor. Çukurova’nın rüzgârı, toprağı, insanları, acıları ve umutlarıyla kurduğu bu dünya öylesine canlı ki romanı okumuyor, adeta içinde yaşıyoruz.

İnce Memed, Yaşar Kemal’in 1955 yılında yayımlanan ilk romanı. Ve buna gerçekten inanmakta zorlanıyorum. Bu nasıl bir ilk roman? Bazı yazarlar yıllarca yazar, onlarca kitap yayımlar ve ancak kariyerlerinin sonunda kendi seslerini bulabilirler. Yaşar Kemal ise sanki dünyaya kendi sesini bulmuş olarak gelmiş. Daha ilk romanında kurduğu dünya, yarattığı karakterler, olay örgüsüne hâkimiyeti, insan psikolojisini kavrayışı ve doğayı anlatışındaki güç karşısında hayran kalmamak mümkün değil. Dünya edebiyatında elbette çok güçlü ilk romanlar var. Ama bir ilk romanın bu kadar olgun, bu kadar kendinden emin ve bu kadar büyük bir edebi evren kurabilmesi son derece nadir rastlanan bir durum. Bana kalırsa İnce Memed, bir yazarın ilk romanından çok, elli yıllık bir romancının ustalık eserine benziyor. Muazzam. Gerçekten muazzam.

Roman hakkında dile getirilen “eşkıyalığı övüyor” eleştirisi kesinlikle metnin ruhunu gözden kaçırıyor. İnce Memed’in dağa çıkışı bir güç gösterisi ya da macera arayışı değil. Yaşar Kemal, onu adaletin işlemediği bir düzenin içine sıkışmış genç bir insan olarak anlatıyor. Üstelik Memed’in Deli Durdu gibi köylüyü soyan eşkıyalarla karşılaştığında onların yöntemlerini reddetmesi de bunun açık göstergesi. Yazar, eşkıyalık ile halk kahramanlığı arasındaki çizgiyi son derece net çiziyor.

Roman ilerledikçe İnce Memed, yalnızca kendi kaderine değil, bütün köylülerin kaderine karşı mücadele eden bir figüre dönüşüyor. Fakat altını çizmek lazım ki bu eser, sıradan bir kahramanın yolculuğu hikayesi değil. Köylüler, Memed kendilerine toprak dağıttığında onu kahraman ilan ederken, güç dengesi değiştiğinde aynı hızla ondan uzaklaşabiliyorlar. Böylece roman korku altında yaşayan insan psikolojisini de sorguluyor. Yazar; ağalık düzenini, adalet arayışını, aşkı, yoksulluğu, korkuyu ve özgürlüğü destansı bir anlatımla bir araya getiriyor.

İnce Memed I

Dikenlidüzü’nde, Abdi Ağa’nın zulmü altında yaşayan Memed, çocukluğundan itibaren yoksulluk, baskı ve haksızlıkla mücadele etmek zorunda kalır. Sevdiği kadın Hatçe’nin de ağanın çıkarları uğruna başka biriyle evlendirilmek istenmesi üzerine düzene başkaldırır ve dağa çıkar. Ancak Memed’i diğer eşkıyalardan ayıran şey, onun vicdanıdır. Güçsüzlerin yanında yer alır, zalimlere karşı savaşır ve zamanla Çukurova’nın efsanesine dönüşür.

Hatçe ve annesi Döne’nin trajik ölümleri Memed’in hayatındaki en büyük kırılma noktaları olur. Buna rağmen mücadeleden vazgeçmez. Jandarmaların, ağaların ve peşine düşen diğer eşkıyaların elinden kurtulmayı başarırken, köylüler için bir umut simgesine dönüşür. Roman, Memed’in Abdi Ağa’yı öldürmesiyle sona erer.

İnce Memed II

Abdi Ağa’nın ölümünün ardından Memed dağlarda yaşamaya devam eder. Ancak yıllar süren kaçak hayatı onu yormuştur. Bu sırada Çukurova’da ağaların ve büyük toprak sahiplerinin köylüler üzerindeki baskısı devam etmektedir.

Arif Saim Bey ve Ali Safa Bey gibi yeni güç odakları ortaya çıkar. Köylülerin topraklarına el koyan bu kişiler, bölgede yeni zulüm düzenleri kurarlar. Memed bir kez daha ezilenlerin yanında yer alır. Bu süreçte Seyran ile tanışır ve aralarında büyük bir aşk doğar. Roman boyunca Memed, hem kendi yaşam mücadelesini sürdürür hem de köylülerin haklarını savunmaya devam eder. Sonunda Ali Safa Bey ve Hamza Ağa’yı ortadan kaldırarak zulüm düzenine ağır darbeler indirir.

İnce Memed III

Serinin üçüncü kitabında Yaşar Kemal, bireysel kahramanlığın sınırlarını sorgulamaya başlar. Çiçekli Mahmut Ağa, köylüleri İnce Memed’e yardım ettikleri gerekçesiyle topraklarından sürer. Memed yine zulmün karşısına çıkar ve Mahmut Ağa’yı öldürür.

Fakat bu kez asıl soru şudur: Bir zalimin ölmesi gerçekten düzeni değiştirir mi? Roman boyunca ağaların yerine yenilerinin geldiği görülür. Böylece İnce Memed haksızlığa karşı direnişin sembolü hâline gelir. Yaşar Kemal’in verdiği mesaj nettir. Bir Memed gider, ama şartlar değişmezse mutlaka başka bir Memed ortaya çıkar.

İnce Memed IV

Serinin son kitabında Memed, eşkıyalığı bırakarak Seyran’la evlenir ve sakin bir yaşam kurmaya çalışır. Ancak Çukurova’daki adaletsizlikler sona ermemiştir. Milli Mücadele kahramanı Zeki Nejad ile dostluk kurar ve köylüleri sömüren çeltik ağalarına karşı verilen mücadeleye tanıklık eder.

Zeki Nejad’ın öldürülmesi üzerine Memed yeniden silaha sarılır. Şakir Bey’i ve yıllardır köylülerin üzerinde baskı kuran Arif Saim Bey’i öldürür. Böylece son kez zulmün karşısına çıkar. Romanın sonunda İnce Memed yine dağlara karışır ve bir efsane gibi gözden kaybolur. Artık o, Çukurova’nın hafızasında yaşayan bir halk kahramanıdır.

İnce Memed’in, bitmek bilmeyen Abdi Ağa’lara karşı bayrak taşıyan mücadelesi, onu her zaman edebiyatımızın zirvesinde tutacak…

Ne mutlu ki böyle bir eser Türk edebiyatında yazıldı. Ne mutlu ki Yaşar Kemal gibi bir anlatıcı bu topraklardan geçti. Ve ne mutlu ki her yeni kuşak, İnce Memed’i yeniden keşfetme şansına sahip.

İnsan daha ne ister ki?

Yorum bırakın

Hoş geldiniz!

Ben Tuğçe Palta. Bu sitede hedefim evimdeki fiziksel kütüphanemde bulunan tüm kitapların inceleme yazısını hazırlayabilmek. Kütüphanemi hızla buraya aktardığımı söyleyebilirim. Aslında kendi okurluk tarihimin dökümü olsun diye başladım bu işe, ama sonra herkesin erişebileceği hale getirmenin faydalı olacağına karar verdim. Geldiğiniz ve hevesimi, heyecanımı paylaştığınız için teşekkürler!

Bağlantıda kalalım