Nikolay Gogol’ün Ölü Canlar’ını vallahi pek sevdim. Büyük Rus romanlarının ilki ve dünya edebiyatının tartışmasız başyapıtlarından biri olan Ölü Canlar, küçük bir Rus kasabasında kargaşaya neden olan kurnaz ve sevimli dolandırıcı Çiçikov’un öyküsünü anlatıyor. Kitaptaki tüm karakterlerde ve olay örgüsünde bariz bir absürtlük var ki, malum, tam benim tarzım.
Çiçikov’a göre, iyi bir serf ancak ölü bir serftir. 🙂 Çünkü Çiçikov, resmi kayıtlarda hala hayatta görünen fakat gerçekte ölmüş köylüleri toprak sahiplerinden satın alır. O dönemde köylüler belirli aralıklarla yapılan nüfus sayımlarında kayda geçirildiği için bir köylü öldükten sonra, bir sonraki sayıma kadar resmi kayıtlarda yaşamaya devam edebiliyordu. Çiçikov da bu ölü canları satın alarak kağıt üzerinde çok sayıda köylünün sahibi olmayı ve böylece zengin ve varlıklı bir toprak sahibi gibi görünmeyi planlar.
Kitaptaki ölü canlar sadece Çiçikov’un satın aldığı ölmüş köylüler değil. Aynı zamanda, canlarını satın aldığı toprak sahiplerinin her biri ruhsal olarak ölmüş insanlar. Manilov’un boş hayalleri, Koroboçka’nın bitmek bilmeyen kuşkuculuğu, Nozdryov’un arsızlığı, Sobakeviç’in kabalığı ve Plyuşkin’in hastalıklı cimriliği, Gogol’ün insan ruhunun nasıl çürüyebileceğine dair çizdiği birbirinden absürt portreler.
Gogol’ün Ölü Canlar’ı güçlü bir başlangıçla başlıyor, ancak ölümünden önce ikinci bölümün el yazmalarının büyük kısmını yakması nedeniyle eserin devamı günümüze eksik ve parçalı bir halde ulaşmış. Bu yüzden anlatının ikinci kısmı, ilk bölümün aksine, yer yer tam bir karmaşaya dönüşüyor. İlk bölümdeki o keskin toplumsal taşlama, absürt karakterler ve giderek büyüyen Çiçikov hikayesi burada aynı bütünlükle devam etmiyor. Sanki Gogol bir yandan hikayeyi başka bir yöne taşımaya, bir yandan da karakterlerini ahlaki bir dönüşüme sokmaya çalışıyor; fakat metin tamamlanmadan ortada kalıyor.Bu eksiklik, Gogol’ün kafasındaki büyük projenin nasıl bir şey olabileceğini çokça merak ettirdi diyebilirim.
Benim gibi absürt metinler seven biriyseniz bence seversiniz bu hicvi. Şu alıntı ile bitsin:
“Çünkü kötülük denen şey çalışmayıp boş durmaktan doğar; pis işler, çalışmayan adamın kafasına gelir.”








Yorum bırakın